bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ocak 2019 Çarşamba

3D RENKLİ RÖNTGEN


3D RENKLİ RÖNTGEN

   Röntgen çekimlerinde siyah beyaz görüntü elde edilir. Filmlerdeki bu kontrast sayesinde doktorlar, kemiklerdeki kırıkları ve çatlakları kolayca tespit edebilse de ,bazı detaylar farklı problemlere neden olabiliyor. Yeni Zelanda’dan Mars Bioimaging adlı firma kemiklerin, lipid ve yumuşak dokuları tamamıyla renkli görüntüleyen bir röntgen geliştirdi. Asıl ilginç olan bu cihazı mümkün kılan CERN’de LHC’de kullanmak için geliştirilen özel bir sensör çipiydi.

   Mars Bioimaging firması bu yeni teknoloj için siyah beyaz fotoğraftan, renkli fotoğrafa geçtiğimiz devrime benzetiyor. Geleneksel bilgisayarlı tomografi taramalarında, X ışınları dokuya ışınlanarak,  diğer taraftan yoğunluk ölçme prensibine dayanır. Kemik gibi daha yoğun maddelerde X ışınlarının enerjisi yumuşak dokulara göre daha zayıflar, fakat görüntü düz , monokrom bir resme dönüşür.
    
    Mars Bioimaging bu yeni teknoloji için Spektral CT(BT-bilgisayarlı tomografi) adını verdi. Bu yeni sensör sayesinde X ışınlarının farklı malzemelerden geçerken dalga boylarındaki zayıflama ölçülebiliyor. Spektroskopik veri özel algoritmalardan geçirilirken, kas, kemik, su, yağ ve hastalık belirtileri ve  hatta mekanik bir saatin bile 3D renkli görüntüsü oluşturulabiliyor. Görüntüler sanki içinizin kilden detaylı bir modeline benziyor.
   
   Spektral CT taramanın kalbinde ise Medipix 3 çipi yer alıyor. Bu cihaz sensöre gelen her bir parçacığın pikseli tespit edilerek görüntü üretiliyor. Aslında CERN’den Büyük Hadron Çarpıştırıcısında parçacıkları izlemek için geliştirildi.
Cihazın küçük bir versiyonu, kemik ve eklem sağlığını, kanser görüntüleme ve vasküler hastalıkların işaretçilerini yakalamak için test edildi.  Ekip sonuçların umut vaat ettiğini belirtiyor.
    
   Elde edilen sonuçlar sayesinde daha doğru teşhis, kişiye özel tedaviler geliştirilebilecek.Yeni Zelanda’da önümüzdeki aylarda ilk klinik denemeler ortopedi ve romatoloji hastalarında denenecek.

Kaynaklar :  CERN, Mars Bioimaging
                                                                                                
Cemile ÇAKIR










Hastalıklar


Sizce halimize hala şükretmemeli miyiz?  Bu hastalıklar bölümünü okuduktan sonra sizlerin düşüncelerinin değişeceğine eminim. Her ay kendinizi sorgulamanıza sebep olacak hastalıkları öğrenmeye hazır olun!!!

PROGERİA
   Nadir görülen genetik bir bozukluk olan progeria çocuklarda erken yaşlanma gözlenmesi durumuna verilen isim. Bu hastalıktan muzdarip çocuklar kalp hastalıkları ve felç gibi sebeplerle hayatlarını kaybediyorlar. Ortalama yaşam süresi 13 yıl. Bu hastalık dünya çapında yaklaşık 4 milyon bebeği etkiliyor.
Hazırlayan: Merve KAYABAŞI






Işık Saçan Ağaçlar


Sokak Lambalarının Organik Rakibi: Kendiliğinden Işık Saçan Ağaçlar!

     Gelecekte yol kenarlarında sokak lambaları yerine ışık saçan ağaçlar görebiliriz… Ya da belki hava kararmaya başladığında evimizde ışıkları açmak yerine, kitabımızı masamızın üzerindeki bir bitkinin yaydığı ışığın yanında okuyabiliriz.

      







Massachusetts Institute of Technology (MIT)’den mühendisler bu vizyonu gerçeğe çevirmek için ilk adımı attı. Uzmanlar, tere yapraklarına nanoparçacıklar enjekte ederek yaklaşık 4 saate kadar ışık yaymalarını sağladı. 
      Kimyasallar sayesinde yanında rahatlıkla kitap okuyabileceğiniz kadar ışıldayan bu bitkiler, tıpkı ateşböcekleri gibi bir yapıya sahip. Araştırmacılar, luciferase (ışıtan enzim) adı verilen bu enzimi kullanarak lahana, tere, ıspanak ve roka gibi bitkilere enjeksiyon yaparak nanobiyonik ışıldayan bitkileri ortaya çıkardılar. Bu nanoparçacıklar hem bitkilerin biyolojik olarak ışık saçmasına yardım ediyor hem de bitkiler için toksik olmasının önüne geçiyor. Sonuç olarak ise bir masa lambası gibi kullanılabilecek tere yaprakları ortaya çıkıyor!


     Araştırmacılar, çalışmaların ilerlemesiyle bu teknolojinin bir çalışma alanını ya da koca bir sokağı aydınlatmaya yetecek kadar parlak ışık sağlayabileceğine inanıyor. Araştırmacılardan kimya mühendisi profesör Michael Strano “Vizyonumuz bir masa lambası gibi kullanılabilen bir bitki yapmaktı. Hem de prize takmak zorunda olmadığınız bir lamba. Işık doğrudan bitkinin kendi metabolizmasındaki enerjiden elde ediliyor.

     Bu ilginç teknolojiyi hayata geçiren araştırma ekibi, bu teknolojinin ilerleyen süreçlerinde, bitkilerin yapraklarına nanoparçacıkları boya gibi sürebilecekleri ya da sprey kullanarak püskürtebilecekleri bir yol geliştirmeyi umuyor. Böylece ağaçları ya da daha büyük bitkileri ışık kaynağına çevirmenin imkanlı hale getirilmesi amaçlanıyor ve ev ya da iş yerlerinde kullanılan ışıklardan sokak lambalarına kadar bu bitkilerin ışık kaynağı olarak kullanılabileceği gelişim sağlanmaya çalışılıyor. Sizce bu gelişme heyecanlandırıcı değil mi?
                                                                            Cemile ÇAKIR